Bir 35 Yaş Hikâyesi: Kahve, Terlik ve Sessizlik

 

Bugün mesleki kimliğimi üstümden çıkarıp 35 yaşımdan öğrendiklerimi paylaşmak istediğim bir blog yazısıyla karşınızdayım. Ben yazarken çok keyif aldım. Umarım sizde okurken en az benim kadar keyif alırsınız.

35 yaş..

Kimileri için “orta yaşa giriş” gibi görünebilir ama benim için gerçek bir eşik, bir dönemeç oldu. Geçmişin gölgeleriyle yüzleştiğim, gençliğin heyecanlarını geride bırakmaya başlarken hâlâ öğrenmeye, denemeye ve heyecanlanmaya devam ettiğim bir dönemdi.

20’lerimde hayat, bana hep hızla koşmamı söylüyordu. Daha çok öğrenmeli, daha çok üretmeli, her fırsatı yakalamalıydım. O yıllarda hayatı “kaçırmamak” için koştururken aslında kendimi kaçırdığımı fark etmem ise yıllarımı aldı.

30’lara geldiğimde sorular arttı: “Ben kimim? Ne istiyorum? Bu çabanın anlamı ne?” Henüz tüm yanıtları bulamasam da 35 yaş bana bir şeyi öğretti:
Cevaplar kadar sorularla barışmak da çok değerliymiş.

Hayat kesin reçetelerden ibaret değil. Bazen bir kahve molası, bazen bir dost sohbeti, bazen de kendi sessizliğin, bazen ise küçük bir çocuğun bakış açısı sana çok şey öğretebiliyor.

İşte 35 yaşın bana öğrettiklerini sizin için maddeler halinde yazıyorum..

 


 

  1. Kahve, Küçük Bir Ritüel

Artık kahve sadece uyanmak için değil; nefes almak, durup anı hissetmek için var. Bir fincan kahve eşliğinde düşündüğümde, günün geri kalanına daha güçlü başlıyorum. Sabahın sessizliğinde fincanın sıcaklığı ellerimdeyken, düşüncelerimi toparlamak ve günü planlamak için kendime verdiğim bu küçük hediye, bana huzurun ve dinginliğin kapısını aralıyor.

 

  1. Aciliyet Bir İllüzyon

Eskiden her şey acildi. Mesaj gelince hemen dönmeli, işler biter bitmez yenisine koşmalıydım. Şimdi fark ettim ki çoğu “acil”, gerçekten o kadar acil değil. Hayat, beklemeyi öğrenince daha sakin akıyor. Bazen ertelemek, acele etmemek, aslında kendine verdiğin en değerli armağanmış.

 

  1. Vedalar Özgürleştirir

Bazen insanları hayatında tutmak zorundaymış gibi hissediyorsun. Oysa gereksiz insanlara “hoşça kal” demek sandığımdan çok daha hafifletici. Herkesi taşımak zorunda değilsin. Boşalan yerlerde, hayatın daha temiz nefes alıyor ve yeni insanlara, yeni deneyimlere alan açılıyor.

 

  1. Sessizlik Kıymetlidir

Eskiden sessizlik huzursuz ederdi beni. Şimdi biliyorum: Sessizlik, yanlış muhabbetten çok daha değerli. Yanında susabildiğim insanlar en kıymetlilerim. Sessizlik, aslında konuşmadan anlaşılabilmenin, kelimelere ihtiyaç duymadan var olabilmenin sessiz bir kutlaması.

 

  1. Huzur Bir Yatırımdır

Para biriktirmek önemli ama huzuru biriktirmek ondan da önemli. Hesap dökümlerinde görünmeyen şeyler zenginleştiriyor aslında ruhumuzu. Bir günün sonunda derin bir nefes, eski bir dostla paylaşılan gülümseme ya da kendi kendine söylenen birkaç içten kelime, tüm altınlardan daha değerli olabiliyor.

 

  1. Rahatlık, Güçtür

Topuklular güçlü görünmek için iyi olabilir ama gerçek güç, kendi konforunu seçebilmektedir. Spor ayakkabılarla yürümek bazen en cesur tercihtir. Kendi rahatlığını önceliklendirdiğinde, dış dünyaya gösterdiğin güçten çok daha derin bir güven hissi kazanıyorsun.

 

  1. “Hayır” Demek Hediye

Hayır demek başta zor gelir, muhatabını kırarım diye düşünürsün. Ama hayır, en samimi evetlere yer açar. “Hayır” kelimesi büyülü bir sınır çizgisi. Kendine sınır koymayı öğrendiğinde hem ilişkilerin hem de kendi ruhun için bir alan yaratmış oluyorsun.

 

  1. Az Ama Öz İnsan

Kalabalık gruplar bazen cazip gelir ama hayatı besleyen birkaç kişi vardır. Artık niceliğe değil, niteliğe değer veriyorum. Bir kahkaha, bir omuz, bir bakış… Bunlar yüzlerce tanıdık gülümsemesinden çok daha değerli.

 

  1. Düzen, Zihni Temizler

Evi topladığında sadece odan değil, zihnin de toparlanıyor. Ufak bir düzenleme bile iç dünyana ferahlık getiriyor. Masanı temizlediğinde, eski karmaşık düşünceler de yer değiştiriyor; bir anda zihninde yeni fikirler, yeni umutlar doğuyor.

 

  1. Uyku, Hediye

20’lerimde geceyi yaşamak büyük marifetti. Şimdi erken yatabilmek gerçek bir armağan. Yatağıma uzandığımda günün bütün telaşını bırakabiliyor, sabaha taze bir zihinle uyanabiliyorum. İyi uyku, aslında kendine verdiğin en büyük iltifatlardan biri.

 

  1. Bitmiş Olanı Zorlamamak

İlişkiler, dostluklar, alışkanlıklar… Bazen bırakmak hafifletir. Bir şeyi zorlamadığında, onu olduğu gibi kabul etmek, kalbine yeni nefes alanları açıyor. Bırakmak, kayıp değil; ruhun için bir boşluk ve özgürlük.

 

  1. Sosyal Medya, Sadece Vitrin

Mutlu görünen yüzlerin ardında başka hayatlar var. Gerçeği orada aramamak lazım. Her fotoğraf, her paylaşım sadece bir anı yakalama çabası; senin gerçek mutluluğunu kıyaslama ölçütün değil. Bu vitrindeki ışıklar seni yanıltmasın.

 

  1. Kendine Gülmek Hafifletir

Kendi hatalarıma gülmek, hayatı daha hafif kılıyor. Küçük gaflar, yanlış anlaşılmalar beni hiç utandırmadı; aksine, bunlar bana insan olmanın, eksik ve hatalı olmanın güzelliğini hatırlatıyor.

 

  1. Tatil, Sadece Ara

Tatile çıkmak sorunları çözmez; bazen sadece biraz mesafe kazandırır. Uzaklaşmak, dünyayı farklı bir açıdan görmek ve kendini yeniden bulmak için bir fırsat sunar.

 

  1. Sürprizlere Yer Aç

Hayat ajanda kutularına sığmaz. Hayat ajandana yazdığın gibi akmaz. Fazla plan, sürprizleri öldürür. Bazen en güzel anlar, en plansız olanlardır; akışına bırakmak, hayatın gizemli hediyelerini görmeni sağlar.

 

  1. Susmak da Cevaptır

Eskiden her soruya yanıt vermek zorundaydım. Şimdi susmak da güçlü bir cevap olduğunu düşünüyorum. Susmak, düşünmek, gözlemlemek ve zamanı gelince konuşmak, bazen kelimelerden daha etkilidir.

 

  1. İyi Yemek ve İyi Dostlar

Sofrada sevdiğin insanlarla olmak, ruhun gerçek ilacı. Bir lokma paylaşılan yemek, içten bir sohbet ve kahkaha, tüm kötü günlerin ağırlığını alıp götürür.

 

  1. Küçük Önlemler, Büyük Rahatlıklar

Çantana atacağın bir yara bandı, bir atıştırmalık… Ufak hazırlıklar büyük sorunları önler. Küçük detaylara gösterilen özen, hayatın büyük sürprizleriyle başa çıkmana yardımcı olur.

 

  1. Beklentileri Azaltmak

Çok şey beklemek, hayal kırıklığını büyütür. Beklentileri azalttıkça özgürleşirsin; insanları ve olayları oldukları gibi kabul etmek, huzurun anahtarıdır.

 

  1. Küçük Mutlulukların Gücü

Açık camdan gelen rüzgâr, sevdiğin bir şarkı, iyi bir kahve… Bazen bunlar en büyük tesellidir. Hayat, büyük anlarda değil, çoğu zaman bu küçük anlarda gizlidir.

 

  1. Konforun Değeri

Pijamalar, dışarıdaki elbiselerden daha değerli hale gelir. Konfor, gösterişten uzun ömürlüdür. Kendini iyi hissettiğinde, dışarıya karşı da daha güçlü ve dengeli görünürsün.

 

  1. Yaşsız Deneyimler

Yeni şeyler denemenin yaşı yok. Dans kursu, hobi, hiç tatmadığın yemek… Hepsi seni genç hissettirir. Deneyim, insanın ruhunu tazeler ve kalbine yeni renkler katar.

 

  1. Şükretmek Mucize Yaratır

Sahip olduklarına bakınca hayatın ne kadar dolu olduğunu fark ediyorsun. Şükretmek, küçük mucizeleri fark etmek ve onları kutlamak demektir; hayatın gerçek güzelliği burada gizlidir.

 

  1. Küçük Mutluluklarla Büyük Dertleri Unutmak

Bir kahkaha, bir çiçek, bir çocuk gülüşü… Bazen hayatın en güzel yanları bunlardır. Bu küçük şeyler, en karanlık günleri bile aydınlatabilir.

 

  1. Değişim Kaçınılmaz

İnsanlar değişir, sen değişirsin. Değişim kayıp değil, evrimdir, gelişimdir. Yeni versiyonunla barışmak, hayatın tüm renklerini keşfetmene olanak verir.

 

  1. Kaybetmenin Hafifliği

Bıraktıkların sana bazen kanat takar. Kaybetmek, her zaman acı değildir; bazen seni özgürleştirir, yolunu açar ve daha yükseğe çıkmanı sağlar.

 

  1. Suskun Dostların Değeri

Gerçek dost, sen sustuğunda bile yanında olandır. Çok söz değil, gerçek varlık kıymetlidir; varlığı ile ruhuna dokunan insanlar paha biçilemez.

 

  1. Kendini Açıklamak Zorunda Değilsin

Anlayan anlar, anlamayana ise anlatmaya değmez. Kendini sürekli açıklama ihtiyacını bırakınca, ruhun ağır yüklerden kurtulur ve özgürleşir.

 

  1. Kendi Hızında Gitmek

Hayat bir yarış değildir. Başkasına yetişmeye çalışmak, kendi yolunu kaybettirir. Kendi ritmini bulduğunda, yolculuk daha keyifli ve anlamlı hale gelir.

 

  1. Yarım Kalan Kitaplar

Sevmediğin kitabı bırakabilirsin. Her şey bitirilmeyi hak etmez; insanlar ve ilişkiler için de geçerlidir. Bazı şeyleri bırakmak, ruhunu daha hafif ve özgür kılar.

 

  1. Hayal Kurmanın Hafifliği

Hayal kurmak hâlâ en ucuz ve en güçlü keyif. Hayaller, ruhunu besler ve geleceğe dair umutlarını canlı tutar.

 

  1. Kendin Olmak

Kendin olabilmek bir klişe değil, gerçek bir ihtiyaçtır. Maskeler ağırlaştırır, özgünlük ise hayatın hafifliği ve neşesidir. Hele ki yanında kendin olabildiğin bir kişi bile varsa bu gerçekten paha biçilemez.

 

  1. Zamanın Gücü

En kötü gün bile 24 saat sürer. Hiçbir acı sonsuza kadar kalmaz; zaman, en iyi iyileştirici ve öğreticidir. Zaman gerçekten iyileştirir.

 

  1. Uykunun Şifası

İyi uyku, iyi moralin yarısıdır. Sağlam bir uyku, zihni ve kalbi tazeler, ertesi günü daha cesur bir şekilde kucaklamanı kolaylaştırır.

 

  1. 35’in Dersi

35 yaş, “artık biliyorum” dediğin ama hâlâ öğrenmeye devam ettiğin yaş.
Bilgelik, kesin cevaplarda değil; öğrenmeye, denemeye ve yanılmaya devam etmekte gizlidir.

 


 

Tabi 35 Yaşın Bazı Mizahi Gerçekleri de Var 🙂

35 yaşla birlikte hayatı biraz daha şakaya vurmayı öğrendim. İşte eğlenceli derslerimden bazıları:

  • Kahve içmeden konuşmak halk sağlığına zararlıdır 🙂
  • Gece 3’te uyanıksam, eğlenceden değil reflüden 🙂
  • Yeni pijama almak, yeni elbiseden daha heyecan verici 🙂
  • “Bakarız” dediğim şeylerin %95’ine hiç bakmıyorum 🙂
  • Hayır demek, en iyi yaşlanma karşıtı krem 🙂
  • Ev terlikleri = modanın zirvesi 🙂
  • WhatsApp’taki mavi tiki ve son görülme bilgisini kapatmak özgürlük ilanı 🙂
  • “Biraz kestireyim” dediğim şekerleme en az 3 saat sürüyor 🙂
  • İki gün üst üste dışarı çıkmak gençlik hatası 🙂
  • Telefon çaldığında “lütfen mesaj at” diye dua etmek çok normal 🙂

 


 

İçsel Bir Not Bırakayım..

Geçmiş yıllarımda insanların gözlerinin taa içine baktım; gerçekten görülmek, hissedilmek, anlaşılmak istedim. Meğer beni yoran yaşadıklarım değilmiş; anlaşılamamakmış.
İşte bu yüzden, 35 yaş bana şunu da öğretti: Seni anlayan bir tek kişi bile varsa hayat daha kolaydır.
O kişi bazen dostun olur, bazen eşin, bazen de kendin..

 


 

Son Olarak..

35 yaş, bana dengeyi öğretti. Ciddiyetle mizahı, öğrenme isteğiyle kabullenişi, kalabalıkla yalnızlığı… Hayat, “her şeyin sırrını çözmek” değil; öğrenmeye, denemeye, hatta yanılmaya devam etmektir.

Ve belki de en önemlisi, 35 yaşında hâlâ genç hissetmek… Vademiz doluyor olabilir ama yaşam enerjimiz hâlâ bizim elimizde.

 


 

Sevgiyle, öğrenmeyle ve biraz kahveyle..

      Emiray Kübra YETER